Epeydir yazmıyorum değil mi? Günlük de tutamazdım hiç. Neyse özet geçelim.
Şu sıralar askerdeyim. Şırnak sınır bölgesinde minimalist yapıda inşa edilmiş bir birlik buradaki. İşte toplar var, askerler var, dünya angarya iş var. Gariptir bunları yazarken Show tv ‘de Güneydoğudan öyküler önce vatan dizisine denk geldim. Mehmetçik gerçekten Türkiye’nin aynası. Her tür insan var. Ama şunu anladım ki gerçekten asker doğan bir milletiz. Onca eziyetime rağmen(içim yanıyor ama mecbur) benim için canlarını verir bu çocuklar.
Onun dışında bir kulunu sevmeye başladım galiba. O beni seviyor mu bilmiyorum. Mantığım zorlama diyor, kalbim işte aradığın o. Zaman her şeyin ilacı.
Haydarpaşa’nın yanışına uzaklardan tanık olmak… Canlı canlı kaldırmazdı yüreğim. Boğazıma takıldı bir şeyler, gözlerim yaşlı. Haydarpaşa’nın saçları da yüreğim gibi alev alev :`(
Uzun zaman sonra saat takmaya başladım. Yaşlanma ve olgunlaşma alametlerinden birisi olsa gerek.
Birşeyler eksiliyor içimden, kayıp gidiyor. Tutamıyorum, anlayamıyorum.
Sözü aragon’ a bırakayım ben, kelimelerim tükendi…
Sana Büyük Bir Sır Söyleyeceğim
Zaman sensin Zaman kadındır ister ki Hep okşansın diz çökülsün hep Dökülmesi gereken bir giysi gibi ayaklarına Bir taranmış Bir upuzun saç gibi zaman soluğun buğulandırıp sildiği ayna gibi Zaman sensin uyuyan sen şafakta ben uykusuz seni beklerken Sensin gırtlağıma dalan bir bıçak gibi… Sen ki benim saat-sakağımda vurursun Boğulurum soluk alıp vermesen Tenimde bir duraksar ve yerleşir adımın Sana büyük bir sır söyleyeceğim Her söz Dudağımda bir dillenen zavallı Acınacak bir şey ellerim için kararan bir şey bakışının altında.. Sana büyük bir sır söyleyeceğim Korkuyorum senden Korkuyorum yanın sıra gidenden pencerelere doğru akşam üzeri El kol oynatışından söylenmeyen sözlerden Korkuyorum hızlı ve yavaş zamandan korkuyorum senden Sana büyük bir sır söyleyeceğim Kapat kapıları Ölmek daha kolaydır sevmekten Bundandır işte benim yaşamaya katlanmam Sevgilim…