hayat denilen şey

Bir menekşe göz üzerine yazdıktan sonra kendimi, sevgiden kaçışımı, yalnızlığın bir seçim mi yoksa bir yol mu, mutluluk tanımını, hayatımın bu karmaşada nasıl harcandığını düşündüm. Her şey ne içindi, neyin doğru olduğunu kim bilebilirdi. Hayat dediğimiz bu tiyatro sahnesinde roller hangi kıstaslara göre dağıtılmış, oyunculara doğaçlama hakkı tanınmış mıydı ? Tüm bunların üzerine okuduğum bir Murathan Mungan yazısı beni benden aldı:

Ya biz, binde bir karşımıza çıkan sevgililik, dostluk, arkadaşlık fırsatlarını ne yapıyoruz? Akşamüstünün bir saatinde yorgun gövdemizi yaslayıp mırıl mırıl konuşabileceğimiz, omzumuza dolanan bir kolun, başımızı yaslayabileceğimiz bir omzun, belimizi kavrayacak bir elin, uzun yollara dayanıklı aşkların sahibi karşımıza çıktığında tanıyabiliyor muyuz onu, değerini biliyor, biricikliğini benzersizliğini anlayabiliyor muyuz? Yoksa hayatı sonsuz, fırsatları sayısız sanıp kendimizi hep ileride birgün karşılaşacağımızı sandığımız bir başkasına, bir yenisine ertelerken hayat yanımızdan geçip gidiyor mu? Karşımıza zamansız çıkmış insanları yolumuzun dışına sürerken birgün geri dönüp onu deliler gibi arayacağımızı hiç hesaba katıyor muyuz? Hayat her zaman cömert davranmaz bize, tersine çoğu kez zalimdir, her zaman aynı fırsatları sunmaz, toyluk zamanlarını ödetir. Hoyratça kullandığımız arkadaşlıkların, eskitmeden yıprattığımız dostlukların, savurganca harcadığımız aşkların hazin hatırasıyla yapayalnız kalırız birgün. Bir akşamüstü yanımızda kimse olmaz, ya da olanlar olması gerekenler değildir. Yıldızların bizim için parladığını göremeyen gözlerimiz, gün gelir hayatımızdan kayan yıldızların gömüldüğü maziye kilitlenir. Kedilerin özel bir anını yakalamak gibidir, kendi hayatımızdaki olağanüstü anları olağanüstü kişileri yakalamak. Bazılarının gelecekte sandıkları “birgün” geçmişte kalmıştır oysa; hani şu karşıdan karşıya geçerken, trafik ışıklarında rastladığımız, omzumuzun üzerinden söyle bir baktığımız sonra da boşverip “nasıl olsa ileride birgün tekrar karşıma çıkar” dediğinizdir.
oysa o gün bu zalim şehri terketmiştir o, boş yere bu sokaklarda aranırsınız…”

murathan mungan

3 responses to “hayat denilen şey

  1. Evet, nasil anlar ki insan ne dogru,ne yapilmali,hangisi olmali. Olmasi gerekenin pesinde kosarken… Hayat karmasadir cogu kez.”Bilmiyorum” ve “Hayat cok garip” replikleriyle dolu.Bir gun geriye baktigimda bu yorucu kosusturmadan onemli ve yipranmaya deger olan seylerin onemini yitirmis, aslinda o kadar da onemli olmadiklarini gormus olmaktan korkuyorum. Korkularla gecmiyor mu zaten yasamlarimiz? Bir cogumuzun yasami..

  2. Bu yazı bana 1 ay kadar önce mail olarak geldi.Zaten farkında olduğum şeyleri daha çok kafama vurdu sanki…Bi mail daha gelmişti 1 yıl kadar önce; ”Kararlar birer kibrittir , ya bizi aydınlatır ya da yakarlar ”diye.İşte o kararları alırken dikkatli olmalıyız sonrasında yanmamak için ,keşke dememek için…İleride yanımızda duran kişinin yanlış olmaması için…Ve farkındalığımız olmalı yaşamı…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s