Yok

Kitaplarımı karıştırırken eski, günlük benzeri bir ajanda buldum. Lisans yıllarında tutmuş olmalıyım(sanki üzerinden çok uzun geçmiş gibi konuşuyorum yazarken farkettim. Sanırım bu zaman diliminde çok şey yaşadığımdan olsa gerek) İçinde bir çok zımbırtı tasarımı, yazılar şiiirler, kitap notları vs. buldum. İnsanın kendini tekrar tekrar keşfetmesi kadar ilginç çok fazla şey yoktur sanırım hayatta. Hani kimi zaman kendinizi karşınıza alıp oturursunuz ya, dertleşirsiniz. Yoksa dertleşmez misiniz ? Şizofrenik hareketleriniz yoktur belki. Toplumun normal olarak sınıflandırdığı insanlardansınızdır. Korkmayın o halde hatta mutlu olun.

Neyse son sayfadan başladım. Oldukça karamsar, yerleri değiştirilmiş satırlar, üstü defalarca çizilmiş kelimeler, sağa sola çiziktirilmiş resimlerle karşılaştım. İlk şiiir yazdığımda düşünürdüm hep, acaba yazarlar şairler de böyle mi yazarlar, yoksa oturular masalarına ya da bir kır köşesine serilirler, tek seferde mi yazarlar sihirli sözcüklerini diye. Ama günün birinde şiir kitabının ilavesinde gördüğüm bir şiir taslağında yıllar boyu yazılarını değiştiren mükemmeliyetçilerin bile olduğunu gördüm. Yıllar derken 50 yıl gibi bir süreçten bahsediyorum. Neyse ben de öyle yaptım eski bir şiirimi biraz düzenleyerek tekrardan yazdım. Bu düzenleme sırasında ve sonrasında içimde depresif kıpraşmalar olmadı nedense. Bunu iyiye yoruyorum… ;) Haha bu arada şimdi farkettim Orhan Veli’ ye gönderme yapmışım şiirin son mısrasında. Burnu havada olmak karakterimin ezeli tecessüslerinden.

 

YOK

Issız bir sahil yolunda

Nedensiz kurulu oltalar gibiyim

Tutmak istediğim bir balık,

Balık tutmak için bir sebebim,

Evimde bir bekleyenim,

Yokmuşçasına.

Düşünüyorum da;  elim boş dönersem, 

üzülür müyüm sevinir miyim ?


Kışın soğuğunda çatı katımdayım

Demlikte fısıldayan çayım,

Kapımın önünde hiç tanımadığım çocuk,

Yıkık çatılarda güneşini arayan siyah kedi,

Gök gözlerini uzaklara kaçıran güzel,

ne olur beni de aranıza alın.

Gıcırdayan döşemelerim olsun, yürüyen ayaklarım

Ben ki kaç mevsimdir buradayım

Biliyorum gün aydınlığında bile karanlıktayım

Kararan gözlerim mi belki de yüreğim

Tarif ettiğim kederler içindeyim  

 

 

32 responses to “Yok

  1. evet ,kederler içinde:)ben de yıllar sonra arkadaşlarıma düzenlettiğim anket defterimi bulmuştum eskilerin arasında. oradaki son soru şuydu:”Benim hakkımda ne düşünüyorsunuz ?Zaten anketin amacı da buydu:) Yoksa ıssız adaya düştüklerinde yanlarında götürecekleri 3 şey umrumda bile değildi:)Neden merak etmiştim ki hakkımdaki düşüncelerini? şimdi umrumda değil kimin ne düşündüğü…
    Normale gelince ; nedir normal?çoğunluk?belki de kulağımıza gelen müziğin tınılarıyla sokakta dans etmek istemek ve bunu yapabilmek normalliktir?Hem neden normaller içine girmek zorundayız ki?BELKİ DE ŞİZOFRENLİK DE NORMALLİKTİR…

  2. Çok bir dalgacı gördüm sizi :)

    Bulutsuzluk özlemi’ nin normal şarkısı vardır bilirsiniz.

    Ooo biri bana anlatsın hemen nedir bu normal?
    Ooo canım sıkılıyor artık yoksa ben miyim anormal?

    Çevremizdeki insanların hakkımızda ne düşündüğü içimizi kemirip durmuştur hep. “şu beni seviyor mu, şu benden nefret ediyor galiba, vs. vs.” aslında gayet normal :)) mesela lisede yıllık hazırlarken hoşlandığım bir kız, yıllıkta bana yazılanlar hakkında sinirli sinirli bu ne demiş, bu nasıl yazı böyle diye yorum yaptığını anımsıyorum da yıllar sonra aslında benden hoşlandığının farkına varabiliyorum. İş işten geçmiş yıllar, yıllar :))

    hani beynimiz ne kadar tabularasa ise aslında çevremizde bir o kadar, tabi eğer bunun farkında isek. Ailemizi ve zorunlu arkadaşlarımızı(iş, ev) çıkaralım. Geriye kalanların bize olan bağlarını sorguladığımızda büyük olasılıkla … zuhal olcaydan geliyor: yalnız yalnız kimsesiz değil insansız.

    Yıllar sonra insanları duruşundan bakışından sözlerinden gerçek hallerini çıkartabiliyor olmak ne kazandırıyor ? Söyliyeyim kendini kandıramamak mutsuzluk, beraberinde yalnızlık.

    Neyse yarım kutu nutella ve bir şişe doluca antik’ten bitirdikten sonra yukarıda yazdıklarıma boşveriyorum

  3. sadece sevdiklerimin ne düşündüklerini umursuyorum hakkımda.aslında hakkımdaki güzel düşünceler hoşuma gider tabii ama onun haricinde deli deseler umurumda değil:)
    bazen yalnızlık da güzel, insansız olmak değil tabii:))
    bu arada hiç insan sarrafı değilim ancak bana doneler verildiğinde onu keşfederim ve doğru keşfederim;)
    bu rada bitteri tavsiye ederim .;)

  4. Toblerone u tek geçerim.

    Ülker’in çikolata kalitesi Eti’ den daha iyi olmasına rağmen neden bilmiyorum artık Eti yiyorum (aha reklam sloganı gibi oldu)

  5. Ah toblerone…
    Ayrıca Ülker meselesinede katılıyorum ideolji meselesi olabilir mi sence???

  6. aynen katılıyorum.geçen gün yanlışlıkla bademlisini almışım,bi daha dikkat edecem:)ayrıca ülkeri özellikle almıyorum:))

  7. nasıl ya esas onun bademlisi güzel. hatta kalacak dişinin arasında, hafif bir dil müdahalesi ila alacaksın ön dişlerinin arasına, oradan dilinin üzerinde erimeye bırakacaksın. Bitter olarak görebildiğim kadarıyla en kaliteli magnum un çikolataları(tabi fiyat açısından yakın çikolataları karşılaştırdığımızda) çikolatasız ve kahvesiz bir hayat düşünemiyorum :)

  8. magnum 4 tl cıvarı:)nasıl biliyorum ama.:)bi çıkolata paketinin üzerinde nasıl yeneceği tarıf ediliyordu ayrıca kalıteli çıkolatanın nasıl anlaşılacağı…damağa yapışmazmış:)küçük parçalarla alacakmışsın ve katır kutur yemeyecekmişsin:)yani çiğnemek yok.

  9. Aha kediler hiç çikolata yer mi ? Zehirleyeceksin hayvanları. Kedi ve Köpekler çikoladaki teobromin maddesine duyarlı olduklarından yemeleri durumunda zehirlenirler dozuna bağlı olarak sonu ölümle bitebilir. Sen hergün max alırsan yakında 2.00m ye dayanırsın :))

  10. ama sonradan aklıma geldi teobromin kola ve çayda da bulunuyo kafein gibi birşey ama daha zayıf ayrıca Fatma Hanım bu aralar grip falan olursanız teobramin iyi gelir bronş kaslarını gevşetiyo :)

  11. Fatma Hanım!!! bana böyle meydan okunmasını hiç sevmem ben abimi bile yendim başkası vız gelir tırıs gider

  12. süper biri, çok yönlü biri, elektronik mühendisi olmasına rağmen en az onun kadar diğer konulardada bilgisi olan biridir, ben bunun için Sn. Onur’u 4 kez yenmeyi büyük başarı sayarım

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s