kısa kısa3..

Bir şeyler yazmalıyım.

Başlarken, yazacağım şeyler hakkında hiçbir fikrim olmadığı belirteyim. İçimde bir sıkıntı, tasvirimden kaçan bir boşluğumsu dönüp duruyor. Çalışmayı denedim(biraz makale biraz kodlama) olmadı, kitap okumak istedim, o da yok, film desen cânım filmleri ilk 5 dk sında söndürüyorum. Bu ruhsal hezeyanlarımdan dolayı beynim de ağır işler oldu son zamanlarda. İnsanın yapması gerekenleri bilip de yap(a)maması berbat, bu son tümceyi bozuk pikap gibi tekrarlayıp durmak ondan daha berbat.

Gün ağarıyor.

Çıkıp bir dolaşsam, çimlere uzansam, akıp geçen ve geri gelmeyecek hayatımı anlamlandırabilecek kararları alabilecek kudreti bulabilir miyim acaba kendimde?

Reklamlar

kısa kısa2…

• Kapalı havalar yazmak için en ideal zamanlar kanımca. Hava kapanınca içi açılıyor insanın.

• Arkadaşım haftasonu işe giderken bir – iki saatlik iş için gidiyorum onca yolu deyince, iyi ya sonrasında depresif istanbul’un keyfini çıkarırsın dedim. İyi de depresyon modu yalnız olduğunda çekilmiyor ki, birine çemkirmeden dedi. Haklı. (Bu arada şu çemkirme kelimesini sevmemekten öte bir gıcık olma, nefret etme durumum var. “Sözle çimdiklemek” gibi bir anlam yüklediğimden midir, concon dil takısı olduğundan mıdır garezim var)

 

• Yann Tiersen dinliyorum bu günlerde meditasyon/terapi niyetine. Sarhoş adamın ayılmak için bir Macallan daha yuvarlaması gibi.  L’absente ‘nin hayatımın bir kısmını özetlediğini düşünüyorum. İsmine takılmadan sadece müziği dinleyin ;)

 

Les Jours Tristes* Bu şarkıyı yıllar önce dinlemem gerekliymiş

•Hapşıran insana “çok yaşa” deme ritüelinden bıktım usandım . O değil ben demeyince başkaları da tribal enfeksiyona giriyor ya daha da sinir bozucu. 6 yy da italyada görülen bir tür veba hastalığının semptomlarından biri olması nedeniyle papa tarafından hapşıran insana söylenmesi şart koşulan ve ayrıca temelinde Fi tarihinden kalma hapşırınca ruhun ağzınızdan kaçacağı inancından dolayı(tüm inançlar gibi batıl) allah/tanrı/god ruhunu içinde tutsun mantığıyla söylenen boş beleş lafların günümüzde hala sürmesi, insanların günlük yaşamda anlamını bilmedikleri nice davranışı anlamını/nedenini bilmeden sürdürmesine, otomatiğe takmış insan moduna güzel bir örnek.

• Neden bilmiyorum ne zaman pumpkin(balkabağı) kelimesini duysam, görsem, düşünsem yüzüme bir gülümseme yayılıyor. Gözümün önüne şiş yanaklı bir ufaklığın mamasını yüzüne gözüne bulaştırmış hali geliyor. Şunun gibi:

 

baby_pumpkin

*Les Jours Tristes /Yann Tiersen

It’s hard, hard not to sit on your hands
And bury your head in the sand
Hard not to make other plans
And claim that you’ve done all you can all along
And life must go on
It’s hard, hard to stand up for what’s right
And bring home the bacon each night
Hard not to break down and cry
When every idea that you’ve tried has been wrong
But you must carry on

It’s hard but you know it’s worth the fight
‘Cause you know you’ve got the truth on your side
When the accusations fly, hold tight
Don’t be afraid of what they’ll say
Who cares what cowards think, anyway
They will understand one day, one day

It’s hard, hard when you’re here all alone
And everyone else has gone home
Harder to know right from wrong
When all objectivities gone
And it’s gone
But you still carry on
‘Cause you, you are the only one left
And you’ve got to clean up the mess
You know you’ll end like the rest
Bitter and twisted, unless
You stay strong and you carry on

It’s hard but you know it’s worth the fight
‘Cause you know you’ve got the truth on your side
When the accusations fly, hold tight
Don’t be afraid of what they’ll say
Who cares what cowards think, anyway
They will understand one day, one day

Yazıda adı gecen parcalar