Harvie Krumpet

Life is a little cigarette. Smoke it to the butt

Reklamlar

winding road

there you stood all night long
you’ve got a bad temptation
first time you touched and you sealed my heart
beyond imagination

i hoped you were only one
maybe it’s true
i felt you were chosen one
and i tried
and hoped

i’ve found my way
loving you was what i wanted to
deep in my heart
i was scared
i’ve chosen winding road

you said it was self defence
i know honesty was my fault
there was one single chance
i was sure
it’s hard so hard

i hoped you were only one
but it’s not true
i felt you were chosen one
because i was so fool

i’ve lost my way
having you was what i had to
deep in your heart
i was blamed
that’s not the love
what i’ve done has satisfied you
deep in my heart
i was fair
we’ve chosen winding road

cem köksal

Tim Burton ‘dan seçmeler

Gece’ nin bir saati karanlık taraftan akseden ruh gıcırtılarına dair…

Vincent Malloy

vincent malloy is seven years old
he’s always polite and does what he’s told
for a boy his age, he’s considerate and nice
but he wants to be just like vincent price

he doesn’t mind living with his sister, dog and cats
though he’d rather share a home with spiders and bats
there he could reflect on the horrors he’s invented
and wander dark hallways, alone and tormented

vincent is nice when his aunt comes to see him
but imagines dipping her in wax for his wax museum

he likes to experiment on his dog abercrombie
ın the hopes of creating a horrible zombie
so he and his horrible zombie dog
could go searching for victims in the london fog

his thoughts, though, aren’t only of ghoulish crimes
he likes to paint and read to pass some of the times
while other kids read books like go, jane, go!
vincent’s favourite author is edgar allan poe

one night, while reading a gruesome tale
he read a passage that made him turn pale

such horrible news he could not survive
for his beautiful wife had been buried alive!
he dug out her grave to make sure she was dead
unaware that her grave was his mother’s flower bed

his mother sent vincent off to his room
he knew he’d been banished to the tower of doom
where he was sentenced to spend the rest of his life
alone with the portrait of his beautiful wife

while alone and insane encased in his tomb
vincent’s mother burst suddenly into the room
she said: “ıf you want to, you can go out and play
ıt’s sunny outside, and a beautiful day”

vincent tried to talk, but he just couldn’t speak
the years of isolation had made him quite weak
so he took out some paper and scrawled with a pen:
“ı am possessed by this house, and can never leave it again”
his mother said: “you’re not possessed, and you’re not almost dead
these games that you play are all in your head
you’re not vincent price, you’re vincent malloy
you’re not tormented or insane, you’re just a young boy
you’re seven years old and you are my son
ı want you to get outside and have some real fun.”

her anger now spent, she walked out through the hall
and while vincent backed slowly against the wall
the room started to swell, to shiver and creak
his horrid insanity had reached its peak

he saw abercrombie, his zombie slave
and heard his wife call from beyond the grave
she spoke from her coffin and made ghoulish demands
while, through cracking walls, reached skeleton hands

every horror in his life that had crept through his dreams
swept his mad laughter to terrified screams!
to escape the madness, he reached for the door
but fell limp and lifeless down on the floor

his voice was soft and very slow
as he quoted the raven from edgar allan poe:

“and my soul from out that shadow
that lies floating on the floor
shall be lifted?
nevermore…”

Robot Boy

mr. and mrs. smith had a wonderful life.
they were a normal, happy husband and wife.
one day they got news that made mr. smith glad.
mrs. smith would would be a mom
which would make him the dad!
but something was wrong with their bundle of joy.
it wasn’t human at all,
it was a robot boy!
he wasn’t warm and cuddly
and he didn’t have skin.
instead there was a cold, thin layer of tin.
there were wires and tubes sticking out of his head.
he just lay there and stared,
not living or dead.

the only time he seemed alive at all
was with a long extension cord
plugged into the wall.

mr. smith yelled at the doctor,
“what have you done to my boy?
he’s not flesh and blood,
he’s aluminum alloy!”

the doctor said gently,
“what i’m going to say
will sound pretty wild.
but you’re not the father
of this strange looking child.
you see, there still is some question
about the child’s gender,
but we think that its father
is a microwave blender.”

the smith’s lives were now filled
with misery and strife.
mrs. smith hated her husband,
and he hated his wife.
he never forgave her unholy alliance:
a sexual encounter
with a kitchen appliance.

and robot boy
grew to be a young man.

though he was often mistaken
for a garbage can.

Corpse Bride

beni bu kötü havalar mahvetti..

Uzun zamandır yazmamışım yine. Yazacak bir şeyler olmamasından ziyade yazılacak şeylerin yazılma güçlüğünden bu sefer. Üzerinden zaman geçmeli, zaman örtmeli ki bazı şeyleri ağza alınabilir, dokunulabilir, yeniden yaşamaya göğüs gerilebilir olsun.

 

Aklımın çalışma biçimi iyiden iyiye karşılıklı tartışma yapısına bürünür oldu. Bu yapıyı şöyle anlatayım; aranızda House M. D. izleyeneniz vardır. Yoksa bile izlemeye başlasın. Burada başkarakter megaloman bir doktor. Uzmanlık alanı bir bakışta görülemeyen hastalıklara tanı koymak. Bu doktorun megalomanlık haricinde türlü özelliği var ancak burada bir özelliğine özellikle atıfta bulunmak istiyorum. Bu da fikir parıltılarının farklı bireyler ile karşılıklı fikir alışverişi ve onların sarfettiği görece anlamsız hareketler ve sözler üzerine bulabilmesi. Aslında beyinfırtınası(mindstorming) denilen bu olgu yeni bir şey değil. Fakat bazı insanlar(ki onlardan biri benim) bu şekilde tetiklenmeye daha meyilli olabiliyorlar. Örneğin tek başına çözemeyecekleri bir problemi başkasına havale edip diğeri hemen hemen hiçbir şey yapmadan ona yardım yoluyla çözebiliyorlar problemi. Sanırım ayna nöronların diğer hafıza ve yordam ile ilgili kısımlara yeni bağlantılarla alakalı bir şey olsa gerek. Hatta bunun üzerine journal of neurophysiology de okumuştum bir şeyler sanırım. House ‘u gayet iyi anlamakla birlikte olası gelecekteki “ben”in birazını da görmüyor değilim. Bu nedenle iyi bir ekip olmazsa olmaz.

 

Eskiden olsa bu kapalı havalardan gayet mazoşizme yakın zevk alan ben şimdilerde zaten karanlık tarafta olduğumdan bu durumdan pek de hoşnut değilim(durum bu haftasonu İstanbul kazan ben kepçe olacak beni bundan meneden, kendisi ve amacı zatürree olan İstanbul havası elbette)

The_rain_by_OjosVerde

Sırtımda beni eğilirken garip şekillere sokan bir böbrek civarı ağrısı var. Önceden kalça üstü lifleri zannediyordum ama sanki sızı daha bir içeride. Doktor hastane hiç sevmem ama 1 haftadır geçmeyen bu durum domuz gribinin kök saldığı bu günlerde bana hastane yolu açacak gibi. Gitsem büyük ihtimalle kas gevşetici ıvır zıvır verecektir.

 

Yukarıdakinin bir nedeni aşırı derecede kilo almam. Boyum uzun olmasa iyice dombiliye bağlayacağım ama yüzey alanı geniş olduğundan sahip olduğum fazladan 10 kilo kalça, basen ve torso’ya dağılmış durumda. Hala sportif yapımı koruyor, hopluyor zıplıyorken uzn mesafe koşularına ve sıkı bir diyete başlamalıyım. hatta yarın başlıyorum. hatta bunları günbegün yazayım gazetelerin kadın ekleri gibi olsun burası: Bu sabah bir dilim ekmeğe 2 damla zeytin yağı, kibrit kutusunun yarısı(vallah üzerine koydum da kestim) kadar yağsız beyaz peynir yedim. Kendimi zinde, hafiflemiş hissettim(nah hissettin. açlıktan miden londra flarmoni orkestrasına döndü)

ps: Bu arada google’da diyet resmi ararken aşağıdaki fazlasıyla gay resmi buldum. bunu koyayım da daha fazla şişmanlarsan bunlara dönersin fikrini zihinaltıma aşılayım:

diyet2lq0

 

İnsanoğlu ne garip değil mi yukarıda bahsettiğimiz acıyı aslında bize bir uyaran olarak gönderiyor. Yani sınırlarımızı bilelim vücudumuzu incitmeyelim diye. Budizm öğretisinde haklı bir şekilde mülkiyetin mutsuzlukların başlangıcı olduğu(Bkz:kola şişesi@/tanrılar çıldırmış olmalı) bilgisiyle birlikte insan vücudunun sırlarını bilmenin ve onu kontrol  etmenin de  öneminin altını çizer. Kendini yakan Budist rahipler örneğindeki gibi. Neyse varmak istediğim nokta aslında bu acının varolmayabileceği. Zaten tıpta böyle örnekler de mevcut. Hereditary Sensory Autonomic Neuropathy altında incelenmekte(paralel bir dünyada nörofizyolojist olmalıyım). Düşünsenize elinize bir şeyler batırıyorsunuz, kesiyorsunuz ve acı yok. Kasaptan aldığınız etten farkı olmuyor. Bu etkiyi morfin ve diğer uyuşturucular da sağlamakta. Kısaca vücut daha fazla arızaya neden olmadan sizi pasif hale getiriyor(hareket edememe, bayılma vs.) Acıyla ilgili güzel bir yazı:

pain in my head

 

Geçen gün otobüste sakallı, leş gibi hacı misi kokan bir amcanın konuşmalarına istemeden de olsa kulak misafiri oldum. Amca doktorların iyileştirme haricinde hastalar üzerinde inceleme yapılmasına(tıp fakültelerinde hastanın rızasıyla eğitim amacıyla ameliyat sırasında hastanın yapılan ameliyata bağlı olarak uzvun işleyişiyle ilgili bilgilendirilmesi amacıyla yapılan işler) amcaya aslında bir yaşam destek ünitesini göstermek. Ahanda bak hastanın kalbi burada masada ama stabil/düzenli durumda yaşam fonksiyonları. Kalpsiz yaşıyor deyip kalbine indirmek lazım gerektiğini düşünüyorum. Amca o oynamalar olmasa senin ya da bir yakınına yapılacak müdahaler Allah kısmet ederse den öteye geçemezdi. Hala ruh var mı zihniyetinden ötürü klonlama yasak ve organ yetmezliği olan insanlar için klonlama yoluyla organ üretilememekte(di mi ama onun da canı var) Bilinçsiz olması için beyin yerine yine eski beyin fonksiyonlarını düzenleyecek(kalp atışı vb gibi) yapılar daha doğmadan önce eklenecek olmasına rağmen. Yani yaşam hakkı zaten olmayan(aynısının tıpkısı var çünkü) bir canlıyı yaşam hakkı olanın yaşamını devam ettirmek için elde imkan varken ”üretememekten” bahsediyorum. Şimdi canice görünen bu fikirler ileride birgün gerçekleşecektir(evet tabi ruh var, şeytan daha melek mi cin mi karar verememiş bir tanrının yarattığı).

organ_nakli
### The End ###