bir çift menekşe göz üzerine

Geçen gece rüyamda yine o tatlı bakışları gördüm, en sonunda sahibini bulduğum. Hani bazı sabahlar vardır, ağzınızda hoş şekerli bir tat olur, tüm hücrelerinizle mutlu bir şekilde uyanırsınız. İşte ben ne zaman o menekşe gözleri görsem, sabahında aynı duygularla, içine derin bir merak sokulmuş bir şekilde uyanırım.

 

Gözlerin sahibini hatırladığımı söylemiştim. Henüz daha küçük, son ders zilinin duyulmasıyla kırmızı sevimli otobüsümüzü kaçırmamak için yaptığımız itişmelerden mutlu olacak kadar küçük olduğum günlerde, yine böyle okulun avlusuna taşan itişmelerden birinde, yaşlı çam ağacının, tepesine binen biz haylazlardan kaçmak üzere olduğunu düşündüren ama nedense okula doğru uzanan, bu nedenle hayalimde huysuz bir bunak olarak yer eden ağacın köklerinden birine takılıp yere düştüğümde, otobüsü kaçırıp eve kadar ayaklarını sürüye sürüye yürüme düşüncesi, çam ağacında somutlaşan yere düşmenin çaresizlikle dolu kızgınlığı, dizleri paralanmış yeni alınan kahverengi kadife pantolondan dolayı evde yenilecek azarın korku ve sıkıntısı içerisinde başımı kaldırdığımda tanımıştım o gözleri. Daha okumaya başlamadığım yeni çağ romantiklerinin bahsettiğini öğreneceğim duru, solgun ve mavi bir güzeldi penceresinden gözlerime yansıyan. Henüz ergenliği tanımamış, kızları ‘kız’dırmanın –özellikle saçlarını çekerek- neden bu kadar eğlenceli olduğunu fark edemediğimiz, daha küçük yaşta başladıkları anneleri gibi olma, babaları gibi bir eş bulma hayaliyle anneleri gibi davrandıkları evcilik dedikleri saçma oyunlarda ne bulduklarını anlayamadığımız bir dönemde, o bir çift göz, kanayan avuçlarımdaki ateşi, hastalandığımda annemin göğsüme sardığı havlular gibi tüm vücuduma yaymıştı birden.

Kuzeye doğru beton bir blok halinde yükselen, demir çerçeveli pencerelerinde yağ tenekelerinden bozma saksılarda, fesleğenlerin, menekşelerin, güllerin ve adına anlam sığmayan envai çeşit çiçeğin, ölüm döşeğindeki bir ihtiyar ninenin saçlarındaki papatyadan taç gibi durduğu, görünürde bir kapısı olmayan ve beyaz çiçeklerinden çağla tomurcuklarının fışkırdığı bir badem ağacının kalın gövdesine yaslanmış gibi duran, yer yer yosun tutmuş eski bir rum evindeydi bu pencere. O an beni fark ettiğini, dalgın bakışlarında bir kıpırtı oluştuğunda sezinlemiştim. Solgun yüzündeki hüznü o an tüm dünyamı, evrenimi, benliğimi kaplamış gibiydi. Ağlıyordum. Nedenini örtecek bir bahanem de vardı üstelik. Neydi bütün bu olanlar, rüya mı görüyordum? Havada bir hüzün harmonisi tüm renkleri solmuş bir dünyaya ağıt yakıyordu sanki. “Ne olur affet” dedim neyle suçlandığımı bilmeden. “Ne olur bitsin bu kabus”.

Rüya görmediğimi insana memur olmak için doğmuş izlenimi veren müdür yardımcımız Necmi Bey’ in kolumdan tutup kaldırmasıyla fark ettim. “Hadi ama koskoca adamsın, erkeke adam ağlar mı hiç ?” dediğinde göz yaşlarımın sebebinin o olmadığını, rüa görmediğimi, karşı penceredeki… Gitmişti. Penceresinde tül perdenin kıvrımları vardı ondan geriye kalan . Zaten tüm bunları lacivert bir takım elbiseye anlatamazdım. Necmi Bey’in: “Gel hadi seni evine bırakayım” demesiyle başımı tamam niyetinde sallayıp, lacivert geniş bir sırtı, batan güneşin oluşturduğu sarı-turuncu koridorda aklım karmakarışık bir halde takibe koyuldum…

 

Bazen hala rüya olup olmadığını düşünüyorum. Devam edecek…

bakışlar

15 responses to “bir çift menekşe göz üzerine

  1. menekşe gözlerde hiç vefa yokmuş
    yalanmış hepsi de hiç safa yokmuş

    yalancısın, yalancı! yalancısın, yalancı!
    menekşe gözlü sarışın kız

    menekşe gözlerin hiç günahı yok
    eğer günah varsa sen de günah çok

    yalancısın, yalancı! yalancısın, yalancı!
    menekşe gözlü sarışın kız

  2. Çok ama çok güzel bir yazı, ya da adı neyse o, bir bakış. Teşekkürler, devamı gelir umarım..

  3. Yazınızı kardeşiniz Okan’ ın siteme gönderdiği bir yorum sayesinde okudum.”Menekşe gözler de solarmış ”adlı yazınızı olduğu gibi göndermiş,beğeneceğimi umarak.Tahmininde yanılmamış.Eleştirmen değilim ama yıllarca roman ,hikaye ,öykü vs. okumuş biri olarak ,okuduğum öykülerin en güzellerinden biriydi diyebilirim.Yan öğeleri çok iyi kullanmışsınız ,ana hikayeye gelene kadar…Ve sitemi ziyaret edenlerden biri de çok beğenmiş.Yorumunu ordan okuyabilirsiniz. Yani benim hayranlarımı kapmak üzeresiniz:)))
    Ayrıca erkekler kızların saçlarını neden çeker biliyor musunuz?”Çünkü senden çok hoşlanıyorum” diyemez, utanır ve kızın saçlarını çekerek anlatmaya çalışır bunu… Bu arada bu dilden anlamayan kız,erkeğe gıcık olurrr:)))Ah! bir bilsee…

  4. Güzel yazılarınız olmasına rağmen,sitenizde doğru dürüst yorum yok . Niye biliyor musunuz?Çünkü size yorum yazanlarla ilgilenmiyorsunuz.Okan sizden daha iyi çözmüş olayı:))
    Yani sizi okuyanlarla birebir ilgilenip konuşmalısınız:))

  5. @tabularasa öncelikle yazı(lar)ım için yapmış olduğunuz iltifatlara çok teşekkür ederim.Bu aralar 7/20 çalıştığım için(4 saat te uyku+diğer) sitemle ve diğer sosyal faaliyetlerimle ilgilenemiyorum ;)

    Yazınıza ithafen, Kadınlar/Kızların hayır demesi ve saç çekiştirme ile ilgili problemleri(olanların) ise tamamen kararsızlıklarından ve kendilerini tanıyamamalarından kaynaklanıyor. Her ne kadar kadın erkek eşittir diye yırtınsak da, ataerkil zihniyet bizim gibi toplumlarda hala egemen olduğundan, kadınlar sosyal statüleri ne olursa olsun hala başkasının gözünden a, b, c… ile nasıl görüleceğini tartıp, sonuca göre karar alıyorlar. “Hayır”lar ise topluma karşı hafif kadın görünmeme refleksi. Çünkü “Hayır” demek normalleştiğinden, içinden geleni söyleyen kadın ise kolay lokma sınıfına giriyor. Bir tek aşık olduklarında yelkenleri tamamen suya indiriyorlar :))

    Aslına bakarsanız, yazılarımın okunup okunmaması ile ilgili bir tasam yok. Olsaydı Okan gibi sagopa/hadise/counter gibi yazılarla siteme ziyaretçi çeker, diğer yazılarımın da okunmasını pekala sağlayabilirdim. Ukala gibi algılanmak istemem ama internette sarhoş teker gibi gezen, belirli bir kültür altyapısından yoksun insanlar yazımı okusa ne olur okumasa ne olur? web 2.0′ ın sadece almak tarafıyla ilgilenen amerikan-anadolu kırması, yüzeylerde gezinen bir gençlik hedef kitlem değil açıkçası.

    Yazmak beni rahatlatıyor. Ajandama değil de siteme yazıyorum belki benim gibi hissedenler, kendilerini yalnız hissetmesinler, hissettiklerini yorum olarak dile getirebilirler diye. Özetle yorum kısmında 100 tane “oof süper yazı” tarzı yorum yerine bir tane okun yerini bulduğu ve insanların duygularını değiştirdiğimi hissettiğim bir yorum pekala beni daha çok mutlu edecektir. misal: https://onurs.wordpress.com/2007/06/10/hayat-denilen-sey/

  6. benimkisi de bir taktik ti oysaki dediğin gibi 100 tane boş yorum yerine 1 tane iyi yorumu bende isterim o yorumlarıda almaya başladım zaten.Ama ne yazık ki kendilerini çok medini imiş zanneden Amerika özentisi kaba yarı Türk genci böyle yazılardan hoşlanıyor.
    Not:Bu arada yazılarının güzelliği geiş kitlelere ulaşmaya başladı, sağolıyım

  7. @tabularasa oku boşverin de ben sizin yapabileceklerinin daha altındaki bir işte çalışan ve/veya aşk hayatı olan ve/veya(gider böyle…) biri olduğunuzu düşünüyorum. Sitenize biraz göz attım. Yazdıklarınızdan benim hayalimde canlanan imaj bu. Hoş sokakta karşılaştığımız birçok insan da bu durumda değil mi, tatminsiz, yalnız… Sevdiğim bir şarkının sözleri şöyle diyordu:

    When you want more than you have
    you think you need
    and when you think more than you want
    your thoughts begin to bleed

    I think I need to find a bigger place
    Because when you have more than you think
    you need more space

    İşte bu “space” kimi zaman şarkı sözlerini konu alan Into the Wild daki gibi Alaska’ ya bir yolculuk ya da “blog space” olabiliyor. Bunu bir düşünün derim

  8. @okan sağolasın :) da anlamadığım benim sitemin geniş kitlelerce okunabilir olması için aşırı bir gayret göstermenin sebebi nedir ? :)

  9. Yorumunuza sevinsem mi ,üzülsem mi ,bilemedim. Beni bi taraftan yüceltirken bi taraftan tatminsiz olarak nitelendirmişsiniz..Büyük bir çoğunluk zaten olması gerektiği yerde olmadığını düşünmüyor mu?Bir kitap okumuştum ” Nisan cadısı ”diye . Orda sakat bir kız sadece ağzına aldığı bir kalemi klavyenin tuşlarına vurarak iletişim kuruyordu ve diyordu ki;” başkalarının hayatını benımkinden daha değerli kılan şey nedir?”Kitaptan aklımda kalan tek satır bu. Gerçekten ,nedir?
    1. tespitiniz doğru ve galiba 2. tespitiniz de doğru( hakkımdaki).
    Yazıma ithafen yoruma gelince:Kadınlar ne istediklerini çok iyi biliyorlar ,kendilerini tanıyorlar ama dediğiniz gibi a, b, c ne der korkusu hayıra yöneltir kadını . Yani zaten aynı şeyleri düşünmüşüz.:))

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s