İnsan beyni ve HTM teknolojisi

Cerebral Cortex :

Cerebral Cortex; insan beyninin dış yüzeyini kaplayan, gri maddeden oluşmuş, iç ve dış ortam bilgilerini alan, işleyen ve tepki çıkışı üreten, düşünsel birçok alışılmışın dışında (novel) durumun üstesinden gelindiği katmandır. İnsan beyninde yayılmış halde yaklaşık olarak bir peçete büyüklüğünde olup, 2mm kalınlığa, toplamda ortalama 1010sinir hücresi(nöron) içermektedir[1]. Cerebral Cortex diğer bir açıdan bakıldığında, dış dünyanın bir iç modelinin oluşturulması görevini üstlenmektedir. Bu amaçla duyu organlarından alınan veriler birbiriyle ilişkilendirilerek nesneler ve bağlı olaylar hakkında hiyerarşik olarak uzanan kabuller(belief) oluşturulur. Bu kabuller bir sonraki aynı veya benzer olayların kestiriminde(inferring) önemli rol oynar. Böylece gelecek durumlar/olaylar hakkında, bahsedilen durum/olay oluşmadan önce beklenti dizileri oluşturulur. Böylece hem daha az algılayıcı verisi işlenerek(aynı zamanda yanlış algıları da düzelterek –bir nevi süzgeç işlemi) gerçek dünyaya ilişkin verilerin daha doğru ve daha hızlı işlenmesi sağlanır hem de insanlara ve bazı memelilere has gelişmiş planlama yetileri ortaya çıkari.

 

Devam…

 

insan beyni

insan beyni

Öğrenmenin Doğası

Genç  bir baştankara yuvadan ayrılmasının ardından hayatta kalabilmek için gerekli olan besini(hayatta kalması için gerekli bir diğer madde olan tedbiri elden bırakmayarak) aramaya koyulacaktır. Daha önce iri bir ayçiçeği ile karnını doyuran bir diğer kuşun görüntüsü zihninde yer etmiş (çekirdek->açık duran çekirdek->beslenen kuş), içinde lezzetli bir yiyeceğin bulunduğu ayçiçeğini  gagalar ve bir süre sonra çekirdeği aralayıp ödülüne kavuşur.  Baştankara bir sonraki çekirdeği daha kısa sürede açacak ve tekniğini geliştirdikçe çekirdeği açma süresi gittikçe kısalıp bir optimum( olabilecek en uygun) değere yaklaşacaktır. Kısalan çekirdek açma süresiyle baştankara besin aramak ve düşmanlardan sakınmak için daha fazla zamana sahip olacaktır.

Kuşun tüm besinler ve besinleri elde etme bilgileriyle doğmadığı kuşkusuzdur(ilk avlanma ve becerilerin gelişmesi gözlemlenerek). Bu nedenle beslenebilmek için kuş bilişinin öğrenme gerçekleştirmesi gerekmektedir. Sorunlar işte tam bu noktada çıkmaktadır: Kuşun öğrenmesi mekanik bir yolla mı(bilgisayar algoritması gibi) yoksa bilişsel bir yola mı gerçekleşmektedir ?

Devam…

Olmayan bilim haberciliği

Gıcık olmak.

mimlendikten sonra geliştirilen teknolojilere tam çamur atacaktım ki gözüme çarpan bir haber fikrimin değişmesine neden oldu. Haberi görelim:

Örümcek ağının sırrı hala çözülemedi

BURSA (İHA) – Asırlardır örümceklerin yaptığı ağın kimyasındaki esrarı çözmeye çalışan bilim adamları, ilginç bulgulara ulaştı. Çapı 1 milimetrenin binde birinden daha küçük olan örümcek ağının aynı kalınlıktaki çelik telden 5 kat daha sağlam olduğu ve kendi uzunluğunun 4 katı esneyebildiği belirlendi.

Bilim adamlarının endüstri ve teknolojide hayal bile edilemeyen gelişmelere imza atmak için mercek altına aldıkları örümcek ağının esrarı çözülemiyor. İpin sırrı çözülürse, bunun kurşun geçirmez yeleklerden iz bırakmayan ameliyat ipliklerine, çok hafif kablolardan motosiklet kasklarına kadar pek çok alanda kullanılması planlanıyor.

Çapı bir milimetrenin binde birinden daha küçük olan örümcek ipliğinin aynı kalınlıktaki çelik telden 5 kat daha sağlam olduğu bilinirken, ağın kendi uzunluğunun 4 katı esneyebildiği kaydedildi. Ayrıca son derece hafif olan örümcek ağlarının 320 gramı ile dünyanın çevresinin sarılabileceği kaydedildi.

Örümceklerin 380 milyon yıldır ördükleri ipliklerin hammaddesinin saç, tırnak, tüy ve deri gibi birbirinden çok farklı maddelerin yapı taşı olan “keratin” adlı proteinden oluştuğunu belirleyen uzmanlar, esnekliği çok fazla olan örümcek ipliğini kopartmak için gereken enerjinin benzer biyolojik metaryalleri koparmak için gereken enerjiden 10 kat daha fazla olduğunu tespit etti.

Bu arada dünyada 34 bin cinsi bulunan örümceğin renk körü olduğu ve bozulan ağlarını yiyerek yeniden iplikçik ürettiği için ağın tamamen geri dönüşümlü olduğu ortaya çıktı. Uzmanlar, ayrıca erkeğine göre 4-5 kat daha büyük olan bazı dişi örümcek cinslerinin çiftleşmeden sonra erkek örümceği yediğine şahit oldu.


Öte yandan aralıksız çalışmalar neticesinde Amerikalı araştırmacılar örümceğin ağ örerken kullandığı iki proteinin DNA haritasını çıkarmayı başarırken, ultra dayanıklı ürünlerin üretilmesi için ağ üzerindeki araştırmalar sürüyor.

Tam ‘Biz’ lik bir bilim haberi. Öncelikle bir yerlerden araklama olması büyük ihtimal(bkz:düşük cümlelerden çeviri tespiti yapmak) “Bursa iha” demiş ama Uludağ Üni. vs. ile bir alaka olmadığından çevirinin Bursa’dan yapıldığı anlaşılıyor(kaynak vs. yok demek ki AR&GE yapmış arkadaş Bursa iha ‘da )

Gelelim içeriğe. Örümcek ağının sırrı çözülemedi.(Bilim haberleri okunsa klasik okuyucu yorumu: Yüce rabbim bir yaratmış pir yaratmış.) Örümcek ağı gibi başka madde yok. Ya kardeşim KEVLAR diye bir şey var örümcek ağı gibi esnemiyor(esneme spirallikten kaynaklanıyor ayrıca Bkz:Lastik) belki ama benzer ağırlıklar için örümcek ağından daha sağlam. Zaten bilim adamları da şurada da değinildiği gibi örümcek ağının aynısını yapmaya değil, örümcek ağının yapısını kavrayıp, içindeki proteinlere denk yapay ürünler geliştirmek istemekteler. Örümcek ağını üretirken ipeksi iplikçikleri yüksek hızda döndürdüğünden, böyle bir uygulamanın büyük boyutlarda merkez kaç kuvveti nedeniyle oluşturulamayacağı düşünülmekte. Zaten uygulamada da pratik olmaz düşünün bir onca sürtünmenin olduğu bir yerde örümcek ağı gibi çok çabuk tutuşan bir şey kullanılması mümkün değildir her şeyden önce(Bu yönü nedense belirtilmiyor)

Bu arada gözüme çarptı proteinin de DNA ‘sı çıkarılıyormuş. Bak sen :)

Hiç olmadı düzgün BBC veya Reuters çevirisi yapsalar(geçtim Science vs. yi) da yaptıkları bir işe yarasa. Ama onlar da haklı bir yerde talep olmayınca(!). Mesela talep azlığından dolayı Hürriyet bilim dergisinin kalkması gibi. İşin kötü yanı bilim yapmak bilim düşmanlarına kalıyor ya sonumuz hayır olsun…

spintepels.jpg
örümceğin iplik salan memeciklerindeki iplikçik muslukları Copyright Dennis Kunkel Microscopy

Bari bu konuda yapılan çalışmaların listesini sunalım:(Kaynak)

Phoenix nihayet gönderildi

NASA ‘nın Mars ‘a göndereceği Phoenix uzay roketi Cape Carnaval(Florida) üssünden Delta II taşıyıcısıyla nihayet gönderildi(05.26 EDT). Mars yolculuğun 9 ay sürmesi planlanmakta(Bizim yol-köprü inşaatları planları gibi değil tabi :) ) Böylece aygıt Mayıs 2008’de Mars yüzeyine inmiş olacak.

Bu yeni görev, Mars yüzeyinde tespit edilen su buzu kalıntılarını inceliyecek, ayrıca çevrenin mikrobik yaşamı destekleyip desteklemediğinin araştırılması amacını taşıyor. Bunun için can alıcı nokta ise topraktaki karbon temelli kimyasal bileşimlerin (organik bileşikler) ortaya çıkarılmasıdır. Ayrıca bu bileşiklerin eriyen buz üzerindeki etkileri de incelenecektir.

Spirit ve Opportunity ‘nin aksine Phoenix durağan bir yapıya sahiptir. Böylece indiği noktada 3 ay boyunca bilimsel araştırmalarını gerçekleştirecektir.

Ayrıntılı bilgi için: http://phoenix.lpl.arizona.edu/mars101.php

Phoenix

_44036994_phoenixlander_416.gif

Robot kolu(Robotic arm): Kazma, aletleri konumlama, örnek alma, görüntüleme >>Ayrıntılar<<

Yüzey Üç boyutlu Görüntüleyici(Surface stereoscopic imager): Çevrenin panaromik görüntülerinin alınması>>Ayrıntılar<<

Meteoroloji İstasyonu(Meteorological station): Günlük hava tahmini/raporlaması yapabilmek amacıyla sıcaklık ve basınç sensörleri içermekte.>>Ayrıntılar<<

Mikroskobi,elektrokimya ve iletkenlik analizörü(Microscopy, electrochemistry and conductivity analyser): Alınan örneklerin analiz edilmesi için gerekli donanım.>>Ayrıntılar<<

Marsa iniş görüntüleyicisi(Mars descent imager): Marsa inmeden önceki son görüntülerin alınacağı donanım=>Sadece 1 fotoğraf >>Ayrıntılar<<

Gelişmiş termal gaz analizörü(Thermal and evolved-gas analyser): Örneklerde organik bileşikleri arayacak olan donanım.>>Ayrıntılar<<

Uzay araştırmalarının en sevdiğim yönü ayrıntılarına indikçe bilimi iliklerinize kadar hissedebilmenizdir. NASA bunu da hesaba katıp Phoenix Student Interns Program adı altında bir eğitim programı da başlatmıştır.( Ulusalcılıklarından dolayı bunu sadece “Amerikan” olanlarla sınırlasalar da, neyse…)

Son olarak gereklilikler kısmında güzel bir tespit yapılmış:

Remember: The most important requirements are enthusiam, excitement, and dedication!

Yani şevk, heyecan ve adanmışlık. Bu üçü başarı için olmazsa olmazlardan, herşeyde olduğu gibi…

Mars’dan gelecek haberleri merakla bekliyoruz…

mars2.gif

Kaynaklar:

[1] NASA Phoenix Mars Mission

[2] BBC Science News

Dokümanlar artık para gibi korunacak

Şerefsizim benim aklıma gelmişti tarzı “üzücü” bir haber :) Ne yaptık ajandamızda bir fikre daha çizik attık. Xerox ‘u tebrik ediyoruz. Haber:

Xerox, floresan mürekkep kullanmadan kağıt üzerine gözle görülemeyen harf, rakam ve işaretler basmayı sağlayan “floresan yazı” teknolojisi geliştirdi.

xerox-reinereschback_bulus.jpg

“Floresan yazı” adı verilen yeni teknoloji, banknotlar üzerinde kalpazanlara karşı alınan güvenlik önlemlerinin benzerlerinin, belge sahteciliğini önlemek üzere her türlü evrak ve doküman üzerinde kolayca uygulanabilmesini sağlayacak.

Dünyanın önde gelen teknoloji şirketlerinden Xerox, belge ve doküman sahteciliğine karşı caydırıcı nitelikte yeni bir teknoloji geliştirdiğini duyurdu. Xerox, banknot, çek gibi değerli kağıtların baskısında ihtiyaç duyulan floresan mürekkebini kullanmadan, gene ultraviyole ışık altında görünebilecek gizli harf, rakam ve simgelerin basılmasını sağlayan “Floresan yazı” adı verilen bir buluş gerçekleştirdi. Bu buluşla artık diploma, rapor, banka çeki, kimlik kartları gibi belgeler, kağıt paralarda bulunan yüksek güvenlik standartlarıyla, dijital yazıcılarda basılabilecek. Xerox, “Floresan Yazı” adını verdiği bu buluşunu, “Xerox FreeFlow™ Değişken Veri Çözümü 5.0” adlı yazılımı ile ticari olarak kişi ve kuruluşların kullanımına sundu.

Xerox’un patentini aldığı bu teknoloji, Xerox’un Keşif ve Teknoloji Grubu’ndan Reiner Eschbach tarafından geliştirildi. “Floresan Yazı” teknolojisi, önemli belge ve dokümanların gözle görülemeyen yazı, işaret veya kodlamalarla basılmasını sağlıyor. Böylece, ultraviyole ışıkta görülebilen önceden belirlenen kişi veya kuruma özel simge ve kodlamalara bakılarak, o belgenin sahte olup olmadığı kolaylıkla tespit edilebiliyor.

Xeroxlu bilim adamları, mevcut tonerlerle kağıt üzerinde gözle görülemeyen kodlamalar yapılıp, yapılamayacağını ortaya çıkarmak için bu araştırmaya başladılar. Araştırmaları esnasında, kağıt üreticilerinin kağıdın daha beyaz görünmesi için üzerine parlatıcı floresan bileşikler yerleştirdiklerini öğrendiler. Reiner Eschbach ve çalışma arkadaşları, kağıt üzerinde bulunan floresan parçalarının içine gizli güvenlik simgeleri yerleştirebileceklerini düşünerek, ultraviyole ışığa tutulduğunda kağıdın floresan kısımlarının ortaya çıkmasını sağlayan kuru toner kombinasyonları keşfettiler. Keşfedilen bu özel toner kombinasyonu ile floresan harfler ve rakamlar yazmak için kontrastlığı kullanan ve sadece ultraviyole ışıkta görülebilen bir yazı teknolojisi geliştirilmiş oldu.

Halihazırda para ve banka çeki gibi güvenlik önlemli kağıtlar; floresan mürekkep kullanılarak, pahalı ve mevcut baskının üzerine ekstra bir kaç işlem yapmayı gerektiren, zahmetli bir operasyonla basılabiliyor. Xerox’un florenas yazı buluşu, özel bir mürekkep veya toner kullanmadan, ekstra işlemler yapmadan, önemli belge ve dokümanların gözle görülemeyen güvenlik kodlamalarıyla birlikte basılmasını sağlıyor.

Buluşu ile ilgili açıklamalarda bulunan Reiner Eschbach, “Geliştirdiğimiz teknolojide insanları şaşkınlığa uğratan en önemli şeyin floresan mürekkep kullanmadan, dijital bir yazıcının floresan yazı basmasını gerçekleştirmek oldu. Bunun anlamı dört renkli dijital yazıcılarla, dokümanların kişiye ve kuruma özel floresan tanımlamalarla eş zamanlı basılabilecek olmasıdır’’ dedi.

Xerox’un bu buluşu, özellikle şirket rapor ve belgelerinin, finans kuruluşları, kamu kurumları, okullar ve üniversiteler tarafından verilen değerli kağıt ve belgelerin sahtelerinin basılmasını daha da zorlaştırması açısından önem taşıyor. Xerox’un geliştirmiş olduğu floresan baskı teknolojisi, öncelikle kurumsal kullanıma yönelik yüksek kapasiteli renkli dijital baskı sistemleri üzerinde çalışacak. Söz konusu teknoloji renkli Xerox baskı cihazlarında da kullanılabilecek.

Xerox, Uzak Doğu yapılanması Fuji Xerox’la beraber her yıl ortalama 1.5 milyar dolarlık bir kaynağı AR-GE çalışmalarına ayırıyor. Xerox’un bünyesinde 5000 mühendis ve bilim adamı bulunuyor. Xerox’un A.B.D, Kanada ve Avrupa’da yer alan AR-GE laboratuvarlarında iş uygulamaları, elektromekanik sistemler, dijital görüntüleme, bilgisayar, renk bilimi ve baskı teknolojileri alanlarında araştırmalar yapılıyor.

Kaynak:XEROX